muRaT //hoşgeldin...

Sitemizi IE ile görüntüleyemezsiniz.Firefox'u öneririz.Opera'da olabilir.

26 Haziran 2009 Cuma


1. Galatasaray Marşı (Kahramanım Sensin)
Söz: Zeynep Talu Çetinsoy Müzik: Garo Mafyan
2. Galatasaray Tribün Marşı
Söz & Müzik: Cengiz Erdem
3. Şampiyon Cimbom (Yorumcu Sedat)
Söz: Cüneyt Cakım Müzik: D.Horstman

4. Yer Kırmızı Gök Sarı (Yorumcu Mert Ekren)
Söz & Müzik: Mert Ekren
5. Sarı Kırmızı.Com (Yorumcu Ismail Y.K.)
Söz & Müzik: Ismail Y.K.

6. Galatasaray 100.Yıl Marşı
Söz: Cengiz Erdem Müzik: Selami Andak
7. Yine Şampiyon Sen
Söz: Cengiz Erdem Müzik: Taksim Edisyon
8. Kıskananlar Çatlasın (Yorumcu Altay)
Söz & Müzik: Altay

9. Doğruyuz Çalışkanız Cimbomluyuz (Yorumcu Sibel Alaş)
Söz & Müzik: Sibel alaş
10. Kıskananlar Çatlasın (2.Versiyon)
Söz & Müzik: Altay

11. Galatasaray Tribün Marşı (2. Versiyon)
Söz & Müzik: Cengiz Erdem



- Albümün Linki [RapidShare]

- Albümün Linki [RapidShare Yedek]

sifremiz: www.depodepo.fr

BBC

http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2009/06/090625_jackson.shtml

Dünya pop müziğinin en önemli isimlerinden Michael Jackson Los Angeles'da öldü.

Pop yıldızının yaşamını yitirdiği hastanenin önünde kalabalıklar toplanmaya başladı.

Görgü tanıkları pop starın Los Angeles'da hastaneye getirildiği sırada nefes almadığını bildiriyor.



HABERTÜRK

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=155167&cat=190&dt=2009/06/26

-Dünyaca ünlü şarkıcı Michael Jackson hayatını kaybetti. TMZ internet sitesinin haberine göre; 50 yaşındaki şarkıcı Los Angeles'taki evinde geçirdiği kalp krizi sonucunda kaldırıldığı hastanede öldü.

NTV
http://www.ntvmsnbc.com/id/24978806/



-Los Angeles Times gazetesi, yerel yetkililer ve polise dayanarak, ünlü pop yıldızı Michael Jackson'ın öldüğünü bildirdi.

AFP
Fransız haber ajansı AFP, bir internet sitesine dayanarak, ünlü Amerikalı pop yıldızı Michael Jackson'ın öldüğünü ileri sürdü.

AFP'nin haberini dayandırdığı TMZ.com internet sitesindeki habere göre, Jackson yerel saatle 12.00'den az sonra kalp krizi geçirdi.

Amerikan medyası bu haberden kısa süre önce, starın acil olarak Los Angeles'da hastaneye kaldırıldığını bildirdi.


INTERNETHABER

http://internethaber.com/news_detail.php?id=197479

-

Dünya bu haberin peşine düştü! İddialara göre solunum yetmezliği nedeniyle Los Angeles'te bulunan özel bir klinikte tedavi altında tutulan ünlü popstar Michael Jackson öldü.

23:00 tmz.com- Ünlü pop yıldız Michael Jackson öldü!

23:20- BBC, haberi izleyicilerine flash haber olarak duyururken, iddiaların doğrulanmadı. Bu arada Alman Bild ise internet sitelerine dayandırdığı haberinde Jakson'un öldüğü haberini verirken, haberin doğrulanması için ölüm raporlarının beklendiği bilgisini verdi.

00:12- Msnbc ise haberini L.A Times'e dayandırdı ve ünlü yıldızın 50 yaşında hayata veda ettiği haberini verdi.

01:30- Los Angales Times'in haberine göre Jackson, nefes darlığı şikayetiyle kaldırıldığı UCLA Tıp Merkezi'nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Gazetenin iddiasına göre Jackson'un kalbinin hastaneye getirilmeden durduğu ve hayata döndürmek için tüm tıbbi müdahalenin yapıldığı buna rağmen dönüşün olmadığı kaydedildi.

01:34- Ünlü internet sitesi TMZ'nin ortaya attığı Michael Jackson'un öldüğü haberi doğrulandı.



HÜRRİYET

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/11946750.asp

-Son dönemlerde çocuk tacizleriyle adı gündemde gelen dans ve müziğin efsane yıldızı Michael Jackson öldü. Jackson 50 yaşındaydı.

Los Angeles Times gazetesi, yerel yetkililer ve polise dayanarak, ünlü pop yıldızı Michael Jackson'ın öldüğünü bildirdi. Fransız haber ajansı AFP ve İngiliz BBC World de ünlü yıldızın öldüğünü ileri sürdü. Öte yandan CNN International Televizyonu ise Jackson'ın kalp krizi geçirerek komaya girdiğini ve durumunun kritik olduğunu duyurdu.



İnternet sitesi TMZ:com'daki haberde bugün yerel saatle öğleden sonra kalp krizi geçiren Jackson'ın evine giden acil servis görevlileri eve ulaştığında, ünlü yıldızın nabzının atmadığı ve bütün çabalara rağmen hayata döndürülemediği belirtildi.

"Görevliler eve ulaştığında Jackson'ın öldüğü belirtilirken", hastanede de ünlü yıldızın hayata döndürülmeye çalışıldığı, ancak bütün çabalara rağmen tepki vermediği belirtildi.

AP'nin haberine göre ise Los Angeles Times gazetesi, Jackson'ın hastaneye ulaştırıldığında "nefes almadığını" yazdı.

Sanatçının babası, oğlunun sağlık durumu ile ilgili bilgi vermemekle beraber, "Las Vegas'tayım. Ama Los Angeles'daki kişiler beni aradılar ve Michael'in hastaneye götürüldüğünü söylediler. Annesi hastaneye gidiyor" dedi.

SABAH

http://sabah.com.tr/Yasam/2009/06/25/popun_krali_oldu_iddiasi

İnternet sitesi TMZ:com'daki haberde bugün yerel saatle öğleden sonra kalp krizi geçiren Jackson'ın evine giden acil servis görevlileri eve ulaştığında, ünlü yıldızın nabzının atmadığı ve bütün çabalara rağmen hayata döndürülemediği belirtildi.

"Görevliler eve ulaştığında Jackson'ın öldüğü belirtilirken", hastanede de ünlü yıldızın hayata döndürülmeye çalışıldığı, ancak bütün çabalara rağmen tepki vermediği belirtildi.


POSTA

http://www.posta-gazetesi.net/Magazin/Michael-Jackson-hayatn-kaybetti.htm

Evinde rahatsızlanan ve acil servise kaldırılan ünlü pop yıldızı Michael Jackson'ın hayatını kaybettiği belirtildi.


STAR

http://www.stargazete.com/magazin/flas-micheal-jackson-oldu-haber-196751.htm

Pop yıldızı Micheal Jackson hastaneye kaldırıldı.

Amerikan Televizyon kanalları ve Los Angeles yerel kanalları ünlü popçunun öldüğünü duyurdu.Polis Jackson'ın kaldırılldığı hastaneyi kordon altına aldı. Hastane çevresinde araçlar birikti, havada helikopterlerin dönüp durmaya başladığı gözlendi.


MYNET

http://haber.mynet.com/detay/populer-kultur/Michael-Jackson-oldu/
26Haziran2009/O1245967775563


Son dönemlerde çocuk tacizleriyle adı gündemde olan dans ve müziğin efsane yıldızı Michael Jackson öldü. Jackson 50 yaşındaydı.

Sahibini tanımıyorum ama şu site "romanozeti.blogcu.com" 100 tane eserin özetini barındırıyor.
Lazım olduğu zaman girip kullanabilirsiniz. Olurya öğretmeniniz der gidin okuduğunuz kitabın özetini çıkarın falan.burdan bulursunuz. ama tavsiyemiz okumanızdır.

25 Haziran 2009 Perşembe

Aselsan'da birkaç ay içinde intihar eden üç mühendisin F-16 uçaklarının tanıma sistemlerini çözdükleri ileri sürüldü .

Aselsan'da beş ay içinde değişik nedenlerle intihar ettikleri ileri sürülen üç mühendisin ölümü üzerindeki esrar perdesinin kaldırılması için savcılık soruşturması sürdürülüyor. Savcılık güvenlik birimlerine soruşturmanın derinleştirilmesi talimatını verirken üç mühendisin ölüm nedenleri üzerinde her gün yeni iddialar ortaya atılıyor.

Bugünlerde internet üzerinde onbinlerce kişiye gönderilen maillerde intiharların aslında cinayet olduğu ve bu cinayetlerin nedeninin ise F-16 uçaklarında bulunan tanıma sisteminin çözülmesi olduğu belirtiliyor.

İddialara göre; bundan bir kaç yıl öncesine kadar F-16 üretim merkezi TAI de uçakların dost-düşman tanımlamasını yapan elektronik sistemi, bir tane dahi Türk mühendisin bile giremediği bir bölümde üretiliyordu.

Bu sistem Türk F-16 sının bir uçak ile karşılaştığında karşıdakinin dost mu düşman mı olduğunu pilota iletiyordu. Burada Türkiye açısından bir sorun yaşanıyordu.

Bir Türk F-16 sı NATO ülkeleri olan, ABD, İngiliz veya Yunan uçaklarından biri ile karşılaştığında onları olarak algılayarak pilota sinyal göndermiyordu. Bu da sık sık Türk hava sahasını ihlal eden Yunan uçaklarının hava sahasından uzak tutulmasında problem yaşatıyordu.
Başka bir problem de bu ülkelerden herhangi biri ile yaşanacak sorunlarda hava savunma sisteminin tamamen çökmesini gündeme getiriyordu. ABD herhangi bir savaş veya askeri operasyon sırasında kendileri tarafından satılmış veya modernize edilmiş elektronik tanıma sistemine sahip uçak, helikopter, tank ve izleme sistemleri gibi stratejik araçları istediği zaman uydular aracılığı ile verilebilen talimatla savaş dışı bırakabiliyordu.

ASELSAN mühendisleri 6 ay gibi kısa bir sürede ABD tarafından bize güdülen bu uçak tanıma sisteminin hakimiyetini lehimize çevirmeyi başardı. ABD'nin yıllarca çalışarak kurduğu sistem, Türk mühendisleri tarafından kısa bir zamanda Türkiye lehine çevrilmişti. Türk mühendisler sadece uçak tanıma sistemini çözmemişler aynı zamanda da ABD'nin uydular aracılığı ile gönderdiği sinyallerle savaş araçlarını saf dışı bırakma sistemini de çökertmişlerdi. İnternette son günlerde onbinlerce kişiye gönderilen maillerde üç Türk mühendisin bu yüzden intihar süsü verilerek öldürüldüğü yolunda mailler gönderiliyor.
HABER VATAN

x=y olsun

eşitliğin her iki tarafını x ile çarpalım.

x2 = xy olur.

iki taraftan y2 çıkaralım.

x2 - y2 = xy-y2 olur.

Çarpanlara ayıralım..

(x+y). (x-y) = y(x-y)

buradan y = x+y bulunur. Ama ilk başta x=y denmişti. ?

x-y = 0 olduğuna göre burada y'yi yalnız bırakırken x+y 'yi 0 a bölmüş oluyoruz. ve sonuç hatalı çıkmış oluyor.. Ahh sıfır sen bize neler ettin böyle..

KAYNAK: Bilim yuvası ; TUBITAK

24 Haziran 2009 Çarşamba


İnsan,kendisine bütün öbür canlılar arasında önemli bir ayrıcalık kazandıran gelişmiş zihinsel yetilerine,konuşma yeteneğine ve yarattığı kültür ürünlerine karşılık,biyolojik özellikleriyle hayvanlar aleminin bir üyesidir.Nitekim bilim adamları insanı,memeli hayvanların en gelişmiş grubu olan primatlar (Primates) takımı içinde maymunlarla birlikte sınıflandırırlar.Bu takımın üyeleri iki alt takıma ayrılır.

İlkinde,Eskidünya'nın tropik bölgelerinde ağaçlar üzerinde yaşayan ve maymunlara benzeyen makiler,cadımakiler,lorisler,galagolar gibi küçük yapılı,gececi hayvanlar yer alır.ikinci alt takım ise Eskidünya ile Yenidünya'da dağılmış gerçek maymunları,Eskidünya'nın tropik böglelerinde yaşayan gibon,şempanze,goril,orangutan gibi insansımaymunları ve insanı içerir.

Primatların bugunkü ayırt edici özelliklerinden birçoğu,bu hayvanların ağaçlarda yaşamaya başlamasından sonra gelişmiştir.Bu yeni yaşam ortamına uyum sağlarken doku duyularını daha az kullandıkları için primatların burunları giderek kısaldı.Dallara tutunup sallanırken ya da ağaçtan ağaca atlarken uzaklığı daha iyi kestirebilmeleri için gözleri yüzün ön bölümüne doğru yaklaştı;böylece iki gözün görme alanlarının üst üste binmesiyle nesneleri üçboyutlu olarak görmeye başladılar. Başparmağın öbür parmaklarla karşı karşıya gelebilecek biçimde esnek ve bükülgen bir yapıya kavuşması da ağaç dallarını sıkıca kavramalarını sağladı.Ağaçlara tırmanirken ya da daldan dala atlayıp zıplarken gövdelerini dik tutuyorlardı.Bütün bu grubun içinde insanın en yakın akrabası olan insansımaymunlar ağaçlardan yere indiklerinde gövdelerini arka ayaklarının üzerinde dengeleyerek
birkaç adım atmayı öğrendiler. Ağaçlardan ayrılıp sürekli yerde yaşamaya başladıklannda da gövdelerini dik tutarak yalnızca arka ayakları üzerinde yürümeye alıştılar.

Böylece elleri serbest kaldı ve bir zamanlar dallara tutunmalarına yardımcı olan kavrayıcı başparmaklarıyla tuttukları taşları ya da sopaları gerektiğinde araç ya da silah olarak kullanmayı öğrendiler. Bu arada, küçük ve hareketli maymunların ağaçlarda dengelerini sağlamalarına yardımcı olan kuyrukları, yerde yaşayan iri insansımaymunlarda işlevini yitirdiği için zamanla körelip yok oldu. İnsansımaymunlarda ve insanda omurganın alt ucunda bulunan ve kuyruksokumu denen ince kemik bu kuyruğun kalıntısıdır. Kısacası, bütün bu primatların izlediği evrim ve gelişme çizgisi, iki ayağı üzerinde dik duran ve alet kullanan insanın ortaya çıkmasıyla sonuçlandı.



Öbür gelişmiş primatlar gibi insanın da en ayırt edici özellikleri zekâsı ve toplumsal örgütlenme yeteneğidir. Belki de bu iki özellik birbiriyle doğrudan bağlantılıdır. Çünkü zekânın temeli, bir canlının yaşadıkça öğrenme ve öğrendikleriyle sorunların üstesinden gelebilme yeteneğine dayanır. Hayvanların çoğunda öğrenme yeteneği yoktur; karşılaştıkları her durumda, ana babalarından kendilerine kalıtım yoluyla aktarılmış olan içgüdülerine göre davranırlar.

Böylece, içgüdülerinin yardımıyla kısa sürede ana babalarından ayrı yaşamaya başlayabilirler. Oysa öğrenmek çok uzun zaman alır. Bu yüzden, primatların yavruları öbür hayvanların yavrularından daha geç büyür ve yaşaması için gerekli bilgileri öğrenip kendi başının çaresine bakacak duruma gelinceye kadar bir topluluk içinde yaşamak zorundadır.

Toplu yaşamanın gereklerinden biri iletişim kurmaktır. Bu nedenle, yavrularını topluluk içinde büyüten ve her an birbirleriyle dayanışarak bir arada yaşamayı seçen gelişmiş primatlar da mimikler ve ses aracılığıyla anlaşırlar. Şempanzelerin, ayrı ayrı anlamlara gelen 35 değişik ses çıkarabildikleri, hatta eğitildiklerinde sağır-dilsizlerinkine benzeyen basit bir işaret diliyle aralarında iletişim kurabildikleri biliniyor. Bireyler arasındaki iletişimin en üst aşaması ise yalnızca insana özgü olan dildir. Böylece bütün bilgi ve düşünceler kuşaktan kuşağa aktarılabilmiş, ayrı ayrı toplumlarda değişik dillerin ve inançların gelişmesi de yeryüzünde çeşitli kültürlerin doğmasına yol açmıştır.

İlk İnsana İlişkin Kanıtlar

Bugün bütün yeryüzünde, bilimsel adı Homo sapiens olan tek bir insan türü yaşamaktadır. Çünkü, insanın ilkel atalarından bu türe kadar uzanan evrim sürecinin ara basamaklarındaki Öbür türler geçen zaman içinde yeryüzünden silinmiştir. Yalnızca fosillerinden tanıdığımız bu ilk insan türleri ile bugünün insanı, insangiller (Hominidae) adıyla tek bir familyada toplanır. Bütün primatlar takımı içinde bu familyanın en yakın akrabası insan-sımaymunlardır. Bu akrabalık, insanın goril, şempanze ya da orangutan gibi bir insansı-maymundan türediğini göstermez; yalnızca bu iki grubun evrim sürecinin ortak bir ataya dayandığı anlamına gelir.
İnsan ilk kez doğu yarıkürede ortaya çıkmış, batı yarıküreye yayılması oldukça uzun bir zaman almıştır.



Dryopithecus cinsinden ilk insansımaymunlann fosilleri Doğu Afrika'da, 22 milyon yıllık kayaçların arasında bulunmuştur. O dönemde Afrika kıtası, Tetis Denizi denen büyük bir denizle Avrupa ve Asya kıtalarından ayrılmıştı. Yaklaşık 16 milyon yıl önce, Arabistan Yarımadası yoluyla Afrika'yı Asya'ya bağlayan bir kara "köprüsü" oluştu ve Dryopithecus Afrika'dan İspanya ile Çin'e doğru yayıldı.


İnsangillerin bilinen en eski fosili yaklaşık 16 milyon yıllıktır ve Hindistan'da bulunmuştur. Ramapithecus cinsinden olan bu fosilin Pakistan, Çin, Macaristan ve Afrika'da bulunan benzerleri de 14 ile 8 milyon yıl öncesine tarihlendirilir. Ne yazık ki Ramapithecus 'un yalnızca fosilleşmiş çene kemikleri ile dişleri bulunduğu için bu ilk insangillerin yaşamı konusunda fazla bir şey söylenemiyor. Ama 3,5 milyon yıl öncesine dayanan daha ayrıntılı kalıntılar insanlık tarihinin başlangıcına ilişkin bilgi vermektedir. Bu kalıntılar Homo cinsinin, yani gerçek insanın atası sayılan Australopithecus'a aittir.


Yaklaşık 1,40 metre boyunda olduğu anlaşılan Australopithecus''un en eski kalıntıları Kenya ve Etiyopya'da (eski adıyla Habeşistan'da) bulunmuştur. Kenya'daki ayak izlerinden anlaşıldığı kadarıyla insanın bu atası insansımaymunlar gibi dört ayağı üzerinde değil, bugünkü insan gibi iki ayağı üzerinde yürüyordu. Ama beyni çağdaş insanınkinden daha küçük, çene ve diş yapısı da farklıydı.

Günümüzden aşağı yukarı 2 milyon yıl kadar önce Afrika'da insangillerin iki ayrı türü yaşıyordu. Türlerden birinin çenesi çok güçlü ve dişleri çok iriydi; bu yüzden, cins adına "gürbüz ve güçlü" anlamındaki Latince ro-bustus sözcüğü eklenerek Australopithecus robustus olarak adlandırıldı. Bu türün yaklaşık 700 bin yıl önce yeryüzünden silindiği sanılıyor.



Öbürü ise daha ince yapılıydı ve vücut orantısı, diş ve çene yapısıyla bugünkü insana daha yakındı. Üstelik beyni daha büyüktü ve taştan aletler yapıp kullanabiliyordu. Bu türe de "becerikli insan" anlamında Homo habilis dendi. Homo habilis belki de bugünkü insanın doğrudan atasıdır. Güney ve Doğu Afrika'da bu iki türe ait pek çok kalıntı bulunmuştur. Özellikle Kenyalı antropolog Louis Leakey'in Tanzanya'daki Olduvai Boğazı'nda ve oğlu Richard Leakey'in Kenya'daki Koobi Fora'da buldukları fosil parçaları insan soyunun evrimine ışık tutan çok önemli buluntulardır {bak. LEAKEY AİLESİ).


Bu ilk insandan daha gelişmiş bir türün 1,5 milyon yıl öncesine ait kalıntıları ise Avrupa, Afrika, Çin ve Cava'da bulunmuştur. "Dik duran insan" anlamında Homo erectus adıyla anılan bu türün ilk örnekleri 1891-92'de Cava' da bulunduğu için "Cava insanı" olarak adlandırılmıştı. Pithecanthropus ya da "Pekin insanı" da bu türün artık kullanılmayan eski adıdır. (Fosilleşmiş kalıntıları Çin'de, Pekin yakınlarında bir mağarada bulunmuştu.) Austra-lopithecus'tan yaklaşık 30 cm daha uzun, beyni de hemen hemen iki kat daha büyük olan Homo erectus'un daha uzun, kalın ve basık bir kafatası, gözlerinin üzerinde de insan-sımaymunlardaki gibi belirgin bir kaş kemeri vardı. Bu insan, kendisinden öncekilerden çok daha değişik aletler kullanmaya başladı (bak. Tarihöncesi Aletler).


Buzul Çağı'nın başlangıcında Avrupa ve Asya'da yaşayan Homo erectus ateşten nasıl yararlanacağını biliyordu ve usta bir avcıydı. Homo erectus'un en yakın tarihli kalıntısı, 1921'de bugünkü Zambia'da bulunan hemen hemen hiç parçalanmamış bir kafatasıdır. Aşağı yukarı 40 bin yıllık olduğu sanılan bu kafatasının sahibi "Rodezya insanı" olarak bilinir.




Yaklaşık 200 ile 500 bin yıl önce Homo erectus yerini Homo sapiens'e ("düşünen adam") bırakarak yeryüzünden silindi. Bu tarihi kesin olarak söyleyebilmek çok güçtür. Çünkü, beyninin daha büyük olmasına karşılık, Homo sapiens'in en eski tarihli örneklerinin kafatası Homo erectus'un kafatasıyla genel olarak aynı yapıdadır. Özellikle, bundan aşağı yukarı 70-40 bin yıl önce Avrupa'da yaşamış olan Neanderthal insanının kafatasında bu benzerlik açıkça görülür. Neanderthal insanı başlangıçta Homo neanderthalensis adıyla ayrı bir tür olarak sınıflandırılmıştı. Oysa bugün bu insan, Buzul Çağı'nın son dönemindeki çok soğuk hava koşullarına uyum sağlamış ve sonradan soyu tükenmiş bir Homo sapiens alttürü olarak kabul edilir. (Ayrıca bak. Mağara İnsanlari.)


Neanderthal insanıyla hemen hemen aynı zamanda, Homo sapiens'in başka örnekleri de Afrika'da, Yakındoğu'da, Ortadoğu'da ve Asya'da belirdi. Özellikle Yakındoğu'dakilerin kafatasları Neanderthal insanınkinden daha kısadır ve çağdaş insanınkine daha çok benzer; bu nedenle de genel olarak bugünkü insanın doğrudan atası sayılır. Ama bugünün insanına tam anlamıyla benzeyen ilk tipler, bilindiği kadarıyla günümüzden 30 bin yıl önce Avrupa ve Asya'da ortaya çıkmıştır.



22 Haziran 2009 Pazartesi

Bloğumuzda seviyesizce hazırlanan yazılar kaldırılmıştır.Kaldırılan yazıları şöyle sıralayabiliriz;

1) Hayalgücü
2) e okul safsatası
3) soruyoruz."kürdistan" kurulsa gidermisin
4) ana ivanovicimin siteyi zikmişe
5) zone-h lamerleri ezikleri
6) neden uzaya çıkamıyoruz ?

Geç kalınmış olduğunu biliyoruz. Okuyucularımıza özür dilemeyi borç biliriz.
Eğer sizinde kaldırılmasını istediğiniz yazılar olursa yorumlar ile belirtebilirsiniz.

Türkiye Ay'a giderse..


Bir eğitim yılını daha geride bıraktık... Bu yıl benim için pek verimli geçmedi.Gece gündüz ders çalışmama,hoca ders anlatırken en yakın arkadaşıma sus dememe ve de anlatılanları uygulamama rağmen başarılı olamadım.Evet bir belge aldım fakat istediğim o değildi.Aslında gözüm büyük belgedeydi.Notlarımda fena değildi.3 dersin yazılısından 100 almak da pek kolay bir iş değildi bana göre.Bunlar matematik ve kimya olunca dahada önemli oluyor ve bir anda öğretmenlerin en sevdiği öğrencilerden biri oluyorsunuz.Sizi diğer öğrencilere örnek göstermeleride cabası.Bu pek hoşunuza gitmesede,utansanızda olmanız gerektiği yerde olduğunuzu anlıyorsunuz.Ve bu başarıları belgelemek istiyorsunuz.

Sona yaklaşıyorsunuz ve bir öğretmen çıkıyor karşınıza "bu ne lan" diyorsunuz.Öğretmen ilk zamanlar size pek bir özen gösteriyor.Önce hocanın kafasındakileri göremiyorsunuz çünki size gülümsüyor ve bunu gören beyniniz hemen olaya kanıyor.Halbuki öğretmen sizin için büyük bir plan hazırlamıştır.Bunu gerçekleştirmek için sizin açığınızı yakalamak peşindedir.Ve beklenen gün gelir.

Öğretmen sınıftan içeri girer ve direk adınızı söylerek "Sen yandın" cümlesini kullanır.Sizde şaşkın bir vaziyetle beraber ne olduğunu sorarsınız.Öğretmeniniz ise
"ortak yazılıda arkadaşına neden kopya gösterdin ? " diye sorar.Sizde arkadaşınızı korumak için "hocam zayıfı vardı.arkadaş 2 yıllık ve sınıfta kalırsa iyi olmaz." dersiniz.Karşınızdaki öğretmen modeli sözünüzü keserek reddeder. Sizde bu durum karşısında olayı toparlamaya ve büyümesini engellemeye çalışırsınız.Çünkü bu ders kritik bir dersdir ve herhangi bir negatif olay olması durumunda istediğiniz belgeye ulaşamayabilirsiniz.

Fakat öğretmenimiz öğrencisini çok sevdiğini belirtir."Ben sizi seviyorum,iyiliğinizi isterim" cümlesini olayın ortasında kullanması olasıdır. Ve öğretmen beklenen hareketi uygular."Disipline gidersiniz" der.Buna itiraz eden öğrenci olayın ortasında 1 numaralı katil olarak gözükür.Bunu kaçırmak istemeyen öğretmen "Senin sözlü notun 80 di , 50 ye düştü" sözünü kullanır. Bu durum öğrenciyi olumsuz etkiler ve öğrenci sus pus kalır.Çünkü bu not onun istediği belgeyi almasını engelleyecektir.Ders bitince öğrenci,öğretmenine yalvarmak istemediğinden konuşmaz.

Bu gururlu öğrenci sene sonunda büyük bir hüsrana uğrayacaktır.Evinden büyük belge için çıkan öğrenci dönüşte küçüğüyle geleceğinden habersizdir.Sınıf öğretmeni dağıtır.Sıra bizimkine gelir ve sınıf öğretmeni "Oğlum 4 puanla kaçırdın" sözünü sarfeder.Bunu duyan öğrencinin içinden "acaba ? " sorusu geçer.Bu sorunun hemen ardından belge alınır ve belgenin başlığına bakılır.Ve büyük hüsran gerçekleşir.

Öğrenci üzüntü içindeyken kendisini bu duruma düşüren öğretmenin sülalesinden başlamak kaydıyla tüm önemsediği manevi ve maddi varlıklara küfretmeye başlar.Ve bir suikast planı hazırlar.Fakat insan olduğunu hatırlayarak bu planından vazgeçer.Evine gittiğinde annesi oğluna "evet, ? " sorusunu yöneltir.Ve öğrencimiz "al orada bak" der.Herşey anlaşılmıştır.Annesi "bir dahaya inşallah" der.Öğrencimiz ise "hıhı" der geçer. Buradaki hıhı kelimesi ise bütün seneyi özetlemeye tek başına yetmektedir.



Öncelikle belirtelim; Filmin görüntü kalitesi pek içaçıcı değildir :) Eğer biraz sabrederseniz görüntüsü pörfekt olan orjinal dvd blogumuzda yer alacaktır. 2 hafta içinde...

Filmin Konusu:Mahsun Kırmızıgül’ün ikinci yönetmenlik denemesi Güneşi Gördüm, kalabalık bir ailenin filmi. Askerin emriyle köylerini boşaltan ve bir kısmı İstanbul’da şansını denerken diğerleri de umudu Norveç’e kaçmakta arayan bir aile bu. Beş kız çocuğun ardından istediği oğla sahip olan Ramo, bir oğlu askere giderken diğeri dağa çıkmış Davut, sert mizaçlı Mamo ve onun kendini hep kız gibi hissetmiş erkek kardeşi Kadri filmin merkezinde yer alıyorlar. Yine çok fazla öykü anlatıyor Kırmızıgül bize. Ama bu kez eklektik durmuyor öyküleri; hepsi bir çatı altında, aynı tema etrafında toplanıyor.

TÜR: DRAM , GÖSTERİM TARİHİ: 12 MART 2009 , TURKIYE
Ortadaki reklam kaldırılmıştır.

Filmin Oyuncuları:Ali Sürmeli , Altan Erkekli , Ali Tutal , Alper Kul , Buğra Gülsoy , Cem Aksakal , Cemal Toktaş , Cezmi Baskın , Cihat Tamer , Demet Evgar , Deniz Oral , Emre Kınay , Erol Demiröz , Erol Günaydın , Gülhan Tekin , Hande Subaşı , Itır Esen , Kamil Sönmez , Macit Sonkan , Mahsun Kırmızıgül , Menderes Samancılar , Murat Ünalmış , Nurseli İdiz , Sarp Apak , Şerif Sezer , Ümit Okur , Yıldız Kültür , Yiğit Özşener , Zafer Ergin , Aleyna Kala , Aslıhan Kapanşahin , Cansu Aktay , Edanur Eker , Elenur Eker , Serhat Çağlayan , Tuğse Gökhan


Rapidshare
http://rapidshare.com/files/247245587/Gunesi.Gordum.DvDscr.OpeD.part1.rar
http://rapidshare.com/files/247245610/Gunesi.Gordum.DvDscr.OpeD.part2.rar
http://rapidshare.com/files/247180481/Gunesi.Gordum.DvDscr.OpeD.part3.rar

Türkfile
http://www.turkfile.net/v2x0in7exot3/Gunesi.Gordum.DvDscr.OpeD.part1.rar
http://www.turkfile.net/dybfs9fqb5fh/Gunesi.Gordum.DvDscr.OpeD.part2.rar
http://www.turkfile.net/gv4d55zmu7ya/Gunesi.Gordum.DvDscr.OpeD.part3.rar

Linkler birbirleriyle uyumlu olup her biri 200 mb'dir.

Kaynak: depodepo.fr >> Kalite tesadüf değildir.